Sergiler / Kişisel
Halka Sanat Projesi, Moda, İstanbul
13 Haziran – 21 Temmuz 2019
Şeytan Tüyü, Richard Bartle'ın on dördüncü yüzyıl ressamı ve hikâye anlatıcısı Mehmet Siyah Kalem'e atfedilen figürlerle uzun yıllara yayılan ilişkisinden doğan ilk kapsamlı eser grubuydu.
Bartle bu esrarengiz figürlerle ilk kez 2005 yılında Royal Academy'de düzenlenen Turks: A Journey of a Thousand Years, 600–1600 sergisinde karşılaştı. 2008 yılında İstanbul'daki sanatçı misafir programı sırasında bu figürlere yeniden döndü ve onlar, resim, yerleştirme ve kültürel belleğe yönelik uzun soluklu araştırmasının başlangıç noktasına dönüştü.
On yılı aşkın bir süreçte gelişen proje, Bartle'ın İstanbul'da yaşadığı ve çalıştığı yıllarla birlikte olgunlaştı. Kentte yürüyerek, sokakları ve yüzeyleri gözlemleyerek, Siyah Kalem'e atfedilen figürleri çağdaş deneyimi taşıyan görsel kaplar olarak kullanmaya başladı.
Grafitiler, politik şablonlar, mimari ayrıntılar, kent dokuları ve zaman içinde biriken izler toplanıp katmanlar hâlinde yeniden bir araya getirilerek demonların, gezginlerin ve dolaşan karakterlerin bedenlerine işlendi.
Proje İstanbul'daki ilk yıllarında başlamış olsa da, fikirlerin büyük bölümü Kadıköy'deki Halka Sanat Projesi sanatçı misafir programı sırasında olgunlaştı. Bu süreç, çalışmaların tamamlanmasına ve 2019 yılında Şeytan Tüyü sergisiyle ilk kez bir bütün olarak izleyiciyle buluşmasına olanak sağladı.
Geçmiş ile bugün arasında hareket eden bu resimler, çağdaş İstanbul'un tarihsel imgelerin içine yerleşmesine izin verirken; kültürel bellek, kişisel deneyim ve sürekli dönüşen kent yüzeyi arasında yeni bir diyalog kurdu.
Şeytan Tüyü sergisinde yer alan seçili eserler.
Şeytan Tüyü projesinin tamamını görüntüleyin
Şeytan Tüyü, on yılı aşkın gözlem, araştırma ve deneysel çalışmanın bir araya geldiği önemli bir dönüm noktasıydı. Bu çalışmalar, Mehmet Siyah Kalem'e atfedilen figürleri kopyalanacak tarihî imgeler olarak değil; yeni mekânları, yüzeyleri ve deneyimleri taşıyabilecek görsel yapılar olarak yeniden yorumladı.
Sergi, daha sonra A Nomad's Tale, Nomadic Tales ve The Black Pen Project ile devam edecek daha geniş kapsamlı bir araştırmanın parçasıydı. Bu çalışmalar boyunca tarihsel imgeler; insan, bellek, malzeme ve mekân arasındaki ilişkileri araştırmanın bir yolu hâline geldi.
İstanbul'un yüzeyinden izler toplama ve bunları katmanlar hâlinde yeniden kurma yöntemi, Bartle'ın sonraki yıllarda arkeolojik buluntular ve kazılardan çıkan nesneler üzerine geliştireceği çalışmaların da temelini oluşturdu. Her iki yaklaşımda da üretim süreci doğrudan gözlem ve karşılaşmayla başlar; geçmişten gelen parçaların bugünle yeni ilişkiler kurmasına izin verir.